16 Mart 2012 Cuma

DR.MUAZZES İLMİYE ÇIĞ'A GÖRE KURBAN VE BAŞÖRTÜSÜ SÜMERLİLERDEN GELİYOR

DR.Muazzes İlmiye ÇIĞ'a göre başörtüsü ve kurban adeti sümer ritüelinden gelen bir gelenek.



Sümerler ve Başörtüsü
Tanınmış Sümer tarihi araştırmacısı Muazzez İlmiye Çığ, Bilim ve Ütopya Dergisi'nin Şubat, 1977 sayısında örtünme konusunda şu bilgileri veriyordu:

"...Başörtüsünün, İslamiyetle birlikte başladığı sanılır. Oysa başörtüsü bundan beş bin yıl önce Sümerler'de ortaya çıktı. Yasal yollardan seks yapacak kadar özgür olan Sümer mabet kadınlarının başlarını örtmeleri zorunlu idi.

Hammurabi'nin başa geçmesinden sonra bu geleneğe son verildi. M.Ö. 1500 yılında, Asur Kralı'nın çıkardığı bir yasa ile baş örtüsü yeniden yürürlüğe kondu. Başörtüsü, kutsal sınıfa dahil olan evli veya dul Sümer kadınlarıyla, yasal seks yapan mabet kadınları için zorunluydu. Yasal seks yapmayan sokak fahişeleriyle genç kızların ve kölelerin ise başlarını örtmeleri yasaktı..
Bundan şu anlam çıkıyor: Evli kadınlar, dullar ve yasal seks yapan mabet kadınları 'ahlaklı'; genç kızlar, yasal yollardan seks yapmayan sokak fahişeleri ve köle kadınlar 'ahlaksız' ... Örtünen 'ahlaklı', örtünmeyen 'ahlaksız' değer ölçüsü sanıldığı gibi İslamiyetle birilikte ortaya çıkmadı. Kökleri ta Sümerler'e, Asurlu'lara kadar gidiyor. Bugün bunu savunanlar, aslında İslamiyetin değil, binlerce yıl önceki Sümerler'den Asurlu'lardan, hatta Yahudilerden kalma değer yargılarını savunuyorlar.
Bu geleneği Yahudiler, Asurlu'lardan almış, onlardan da Müslümanlara geçmiş. Yahudi kadınlar, başörtüsünü perukla değiştirmişler. Genç kızken başları açık dolaşan Yahudi kadınlar, evlendikten sonra saçlarını traş ettiririp onun yerine peruk takarlarmış. Müslümanlar, bir çok inanç ve gelenekleri gibi, başörtüsü geleneğini de Yahudilerden almışlar. Yaptıkları değişiklik ise, peruk yerine, yeniden başörtüsünü kullanmaktan ibaret kalmış..
Bu bilgileri veren Muazzez İlmiye Çığ, Kuran'ı yorumlarken de, "Kuran'da örtünmeden değil, 'ziynetin örtünmesinden' söz ediliyor. 'Ziynet' sözcüğünden kimi kadınlar vücudunu, kimi kadınlar da takılarını anlıyor." diyor.

Prof. Dr. Neşe Çağatay ise Bilim ve Ütopya Dergisi'nin Ocak 1996 sayısında başörtüsünün Müslümanlara nasıl geçtiğini anlatırken şu bilgilere yer veriyor:
"Müslümanlar, hür kadınlarıyla birlikte Mekke'den Medine'ye göç ettiklerinde, Medine'de bir meta aracı gibi alınıp satılan ve örtünmeyen cariyelerle karşılaştılar. Medineli erkekler, Mekke'den gelen kadınlara da cariye gibi davranıyor. Onları da meta gibi alıp satmak istiyorlar. Hazreti Ömer bu kargaşalığı görüyor. Medinelilerle karıştırılmamaları için Mekkeli kadınlara örtünme kuralı getiriliyor. Cariyelerin örtünmesi ise yasaklanıyor. İslamiyette hür kadınların cariyelerden ayırt edilmesi için başlatılan bu gelenek, daha sonra kadınların erkeklere karışı örtünmesi şekline dönüşüyor..."
93 yaşındaki Sn.Çığ'ın yazısını hakaret olarak değerlendiren bir cemaat, Beyoğlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi'ne suç duyurusunda bulunuyor. Sn.Çığ trajikomik bir şekilde "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" suçlarından 1.5 yıla kadar hapis istemi ile yargılanacak.
Yazdığı yazı, epostalarla dolaşarak, eskitebalilar arasında da ilgi gören Sn.Çığ'ın uğradığı haksızlığı ve bilimsel gerçekleri çarpıtmaktan sakınmayan bu kirli siyaseti kınıyoruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder