9 Nisan 2012 Pazartesi

DÜNYA'NIN YEDİ HARİKASI

Giza Piramidi, Çin Seddi, Tac Mahal, Ayasofya ve daha niceleri… Günümüz eserleri arasından 'Dünyanın Yedi Harikası'nı sayarken oldukça zorlanırız. Zorlanmamız gayet normal çünkü günümüz eserlerini böyle sınıflandırabilecek kesin bir liste yok. www.new7wonders.com adlı site 21 aday arasından dünyanın yeni 7 harikasını belirlemek amacıyla kurulmuş bir site. Bu yazımızda bugüne kadar yapılmış tek 'Yedi Harika' listesinden, yani asıl listeden bahsedeceğiz. Dünya üzerindeki olağanüstü eserleri listeleme fikri ilk olarak M.Ö. 5. yy. da Yunan filozof Heredot tarafından ortaya atılmış ancak gerçekleştirilememiş. 300 yıl sonra M.Ö. 2. yy. da Sidonlu filozof Antipotros tarafından aynı amaçla bir liste hazırlanmış ve o dönemlerdeki imkânlarla dünyanın tüm bölgelerine ait bilgiler toplanamadığından 7 harikayla sınırlandırılmış. İlginç olan bu listenin günümüzde de “Yedi Harika Listesi” olarak geçerli olduğu ve sembolik olarak daimi olacağı. Gelelim listeye… Listedeki eserlerin yalnızca bir tanesi ayakta ancak hemen hepsinin yapıldıkları devirlere oranla birer şaheser oldukları kesin. Listedeki eserler şöyle:

KEOPS PİRAMİDİ;


Mısır'daki Piramitlerin tamamının listeye dâhil olduğunu düşünmek yanlış. Aslında, üç büyük piramitten yalnızca Giza şehrindeki “Keops Piramidi” bu listeye dâhildir.
 Keops Piramidi yedi harika arasında en eski inşa edileni olma özelliğini taşıyor. Onu, diğer altı harikadan ayıran özelliği ise, günümüze kadar sapasağlam ayakta kalmayı başarabilmiş tek yapı olması. Piramit, M.Ö. 2560 yılında Mısır Firavunu Khufu (bilinen adıyla Keops) tarafından, öldüğünde kabir olarak kullanılması için yaptırılmış. Yapımı yaklaşık 20 yıl sürmüş. Yapımında ise şu yol izlenmiş: Öncelikle yaklaşık 100.000 işçi tarafından elle temeller kazılmış, sonra yine bir o kadar işçi tarafından tanesi 2 tonluk 2 milyon taş taşınmış ve bu taşlar üst üste dizilmiş. Bu taşların dizilme sırrı hala bilinmiyor ancak bilimsel olarak çamurdan yapılmış bir rampa kullanıldığı iddia ediliyor. Bu rampanın inşasının da 10 yıl sürdüğü düşünülüyor.
 Keops Piramidi 145 metre yükseklikte, 229 metre genişlikte. Eğimi 51 derece ve geometrik hata oranı %0,1 den az.

RODOS HEYKELİ;

Rodos Adası'nın ilk sakinleri olan Dorlar, Güneş Tanrısı Helios ithafına, 32 metrelik devasa bir heykel yaptırmışlar. Öyle ki heykelin bir parmağı bile iki insan boyundaymış. Heykelin yapımı 12 yıl sürmüş, M.Ö. 282 yılında tamamlanmış. Ancak sadece 56 yıllık bir ömrü olmuş. M.Ö. 226'da bir deprem sonucu en zayıf noktası olan dizinden kırılmış. Devrin Mısır Firavunu heykeli onarmak için yardım teklif etse de, Rodoslular kâhinlerinin kararı sonucu teklifi reddetmişler. 900 yıl boyunca harabe halinde kalan heykelin parçaları, Arapların istilası sonucu Suriyeli bir yahudiye satılmış ve 900 deve eşliğinde Suriye'ye taşınmış.

BABİLİN ASMA BAHÇESİ;

M.Ö. 7.yüzyılda Babilonya kralı Nebukadnezar tarafından yaptırılmış. 80 km uzunlukta, 100 metre yükseklikte ve 30 metre genişlikteymiş. Yapay dağlar ve cennet gibi içinden sular akan yemyeşil bahçelerden oluşuyormuş. Yapılma sebebinin kralın, Mezopotamya'nın sıcak ve kurak ortamından bunalan karısı Semiramis'e hediye vermek istemesi olduğu düşünülüyor. Dönemin Yunan coğrafyacısı Strabo'nun, Bağdat'ın 50 kilometre güneyinde yer aldığı düşünülen ve bugün kesin izlerine rastlanmayan bu yapay doğa harikası hakkındaki tanımı ise şöyle: "Bahçeler birbiri üzerinde yükselen kübik direklerden oluşuyordu. Bunların içleri çukurdu ve büyük bitkilerin ve ağaçların yetişebilmesi için toprakla doldurulmuştu. Kubbeler, sütunlar ve taraçalar pişmiş tuğla ve asfalttan yapılmıştı. Yüksekteki bahçeleri sulamak için Fırat nehrinden zincir pompalarla su yukarılara çıkarılıyordu. Bu şekilde üst seviyelere taşınan su, bahçeleri sulayarak teraslardan aşağıya doğru akıyordu"
Ancak, tüm bu ifadelerin ve böyle bir bahçenin gerçek olmadığını, Büyük İskender'in askerlerinin Babil'i ballandıra ballandıra anlatmaları sonucu Yunan filozofların hayal güçlerini kullanarak böyle bir efsane yarattıklarını söyleyenler de azımsanmayacak çoğunlukta. Ne diyelim, böyle bir yapının varlığı hala tartışmalı ama hayali bile harika değil mi?

İSKENDERİYE FENERİ;

Büyük İskender öldükten sonra Mısır hâkimiyetini eline geçiren komutanı Batlamyus'un devleti deniz ticaretiyle yakından ilgiliymiş ve bir fener yapılmasına gerek duyulmuş. Bunun üzerine Milattan önce 285-246 yılları arasında İskenderiye Limanı karşısındaki Pharos Adası'nda 166 metre yükseklikte devasa bir fener yapılmış. Bugüne kadar yapılmış en yüksek fener olma özelliğini taşıyan fener, gündüzleri bile güneş ışığını denize yansıtabilen cilalı bronz aynalara sahipmiş. Bu aynalar geceleri 70, gündüzleri 35 kilometreden rahatlıkla görülebiliyormuş. Üzerinde bulunduğu ada itibariyle İtalyanca ve İspanyolcaya pharos (fener) kelimesini, tasarımıyla deniz fenerlerine tasarım şeklini kazandırmış olan fener, geçirdiği bir dizi deprem ve fırtınadan sonra, önce gövdesinin üst kısmını 10. Yy.’da, gövdesini 14. yy.’da kaybetmiş ve 16. yy.’da tamamen yok olmuş.

ZEUS HEYKELİ;

M.Ö. 45O yılında yapılan Zeus Heykeli, dünya tarihinin ilk olimpiyatlarının yapıldığı Olimpia şehrinde bulunuyormuş. Altın, fildişi ve metal parçalardan oluşan heykel, kendinden daha önce yapılmış olan, 6,5 metre yüksekliğe ve 1 metre genişliğe sahip Zeus Tapınağı'nda yer alırmış. Olimpiyat sırasında bu heykelin önünde törenler yapılırmış. Olimpia'dan Roma'ya taşınırken ve doğal afetlerden ötürü büyük zarar görmüş. M.Ö. 200 yılında restore edilmiş. Yeni haliyle zengin bir Yunanlı tarafından İstanbul'a getirilmiş ancak 462 yılında çıkan büyük bir yangınla tamamen yanmış.

BODRUM MOZELESİ;

  Pers Hükümdarlığı, ülke sınırları oldukça genişleyince ülke yönetiminde bulunan uç beylikleri kontrol edemez olmuş. Bunu fırsat bilen Karia Kralı Mausollos, beyliğin başkentini Bodrum'a (o günkü adıyla Halicarnassus) taşımış. Burada kralın karısı ve kız kardeşi tarafından krala mezar olarak bu mozole yaptırılmış, yapımı kralın ölümünden 3 yıl sonra M.Ö. 350'de tamamlanmış. Mozolenin yüksekliği 45 metreymiş, dört bir yanında her biri ayrı bir heykeltıraş tarafından yapılan dört büyük heykel bulunuyormuş.16 yy’a kadar sağlam kalmayı başarabilen yapının duvar taşlarının tamamı, 16. yy.'da buraya gelen St. Jean Şövalyeleri tarafından bugün hala var olan Bodrum Kalesi'nin yapımında kullanılmış. Dikkatli bakarsanız bugün kalenin duvarları arasında mezara ait mermer taşları görebilirsiniz. Mezarın mozole kısmı ise halen Londra'daki British Museum'da bulunuyor.

ARTEMİS TAPINAĞI;

 Artemis Tapınağı, Lidya Kralı Croseus tarafından Tanrıça Artemis'e ithafen M.Ö. 550'de dönemin en büyük heykeltıraşlarına yaptırılmış. Tamamen mermerden oluşan 90 metre yükseklikte, 45 metre genişlikteki bu yapının içi tapınak, dışı pazaryeri olarak kullanılıyormuş. Yapımından 200 yıl sonra M.Ö 356'da ünlü olmak ve adını ölümsüzleştirmek isteyen Herosteamus adlı sapık(!) bir Yunan tarafından yakılmış. İlginç olan tapınağın yandığı gece Büyük İskender'in doğmuş olmasıdır. Bunu bilen İskender, Anadolu'yu fethettikten sonra tapınağın onarılması için yardım teklif etmiş, ömrünün yettiği ölçüde tapınak restore edilmiş. Ancak M.S. 262'de çıkan yangın sonucu, bugün tapınağın yerini belli eden tek bir sütunu dışında tamamen yok olmuş.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder