14 Nisan 2012 Cumartesi

KAUNOS ANTİK KENTİNİN MUHTEŞEM TARİHİ

Antik çağlardan kalan tarih kitaplarının ve yazıtların pek çoğunda adı geçen Kaunos, Dalyan'ın tam karşısında bulunmaktadır.
Kaunos'un varlığı bilinmekte ancak nerede olduğu kanıtlanamamaktaydı. Kaunos Antik Kenti'nin yeri, kesin olarak 1842 yılında İngiliz Arkeolog Hoskyn tarafından belirlenmiştir. Hoskyn, Dalyan'daki harabelerde bir halk meclisi tableti bulmuş, bu tablette yazılanların çözülmesiyle buranın Kaunos olduğu ortaya çıkmıştı
Belgelenen tarihi 2 bin 800 yıl geriye giden Kaunos'un çok daha eski bir yerleşim yeri olduğu tahmin ediliyor. Yörede, pek çok yerde yontma taş devrinden kalma taştan kesici aletler ve ok başları bulunuyor. Bulunan belgeler ve kalıntılar,  Kaunos'un bir zamanlar büyük bir ekonomik güç ve kendi adına para basabilmiş egemen bir devlet olduğunu ortaya koymaktadır.
Kaunos'un bağımsız devlet olduğu dönemdeki sınırlarını belirleyen İsviçreli Arkeolog P. Roos, bu sınırları şöyle açıklamaktadır:
"Güneyde Fethiye Körfezi ile körfezin kuzeyindeki Krya Antik Kenti'nden başlayıp Fethiye'nin 35 kilometre Doğusundaki Tlos'a kadar uzanan hat ile Batı'da ise Gökova Körfezi'ndeki Idyma ve biraz daha Kuzeyde Ula'nın batısındaki Çamköy'e kadar uzanan hat. Bugünkü anlatimla, Muğla'nın güneyindeki düzlüklerden başlayıp, Muğla ile Antalya arasındaki dağlara kadar uzanan sahil şeridi, Kaunos'un egemenliği altındaymış.
Bu tarif edilen bölgenin tamamında Kaunos'un tapınak türü kaya mezarlarına rastlanmaktadır. Kaunos bu sınırları, İÖ 4. Yüzyıla kadar korumuştur. Daha sonra Perslerin istilasına uğramış ve egemen devlet olma özelliğini yitirmiştir. Kaunos, Perslerin istilasına uzun süre direnen 2 kentten biri olmuştur (Diğeri Xanthos). Kendilerine Kbid adını veren Kaunoslular, çok defa zamanın egemen devletlerine yüksek vergiler ödeyerek hür bir liman kenti olmayı sağlamış, hür olmak için her fedakarlığı göze alan bir toplumdu.
Kaunos'a adının verilişi:
Kaunos'a adını veren kimdir?
Yunan mitolojisine göre, tanrıların tanrısı Zeus, Menderes Nehri kıyısında Tanrıça Leto'yu hamile bırakmıştır. Tanrıça Leto'nun ikizleri olmuştur: Apollon ve Artemis. Apollon'un oğlu Miletos da yıllar sonra büyük babası ile büyükannesinin seviştiği yeri bulmuş ve orada Milet kentini kurmuştur. Ülkesi'ni genişletmiş ve Karya adını vermiştir.
Karya Kralı Miletos'un da ikizleri olmuştur. Erkeğe Kaunos, kıza Byblis adı verilmiştir. Büyüdüklerinde Byblis, erkek ikizine aşık olur. Bu aşk, kardeş sevgisinin çok ötesindedir. Kız kardeşinin yasak aşkına karşılık vermeyen Kaunos, yanına dostlarını alarak ülkesini terk eder. Güneye giden Kaunos, şimdi kendi adıyla anılan yerde yaşamaya karar verir.
 Kaunos'un gidişine üzülen Byblis, o kadar çok gözyaşı döker ki, hala Dalyan'da akan ve Calbis adı verilen pınarlar, o gözyaşlarından oluşmuştur. Hasrete dayanamayacak hale gelen Byblis, sonunda kendini bir kayadan aşağı atarak canına kıyar.
 Tarihçi Ovidius da kentin kuruluşunu bu efsaneye bağlı kalarak anlatmıştır.
Bu mitolojik efsane Anadolu'da günümüze kadar yaşamın bir parçası olarak varlığını sürdürmüştür. Anadolu'nun pek çok yerinde akrabalar arası aşklardan hala 'Kaunoş aşkı' diye söz edilmektedir.
Kaunos Antik Kentteki Eserler:

-Kent Surları:

Kaunos'taki kazıları yöneten Prof. Dr. Cengiz Işık, "Kaunos" adlı kitabında kendisini Kaunos'ta kazılara 2 şeyin özendirdiğini, bunlardan birinin kral mezarları, diğerinin  ise kent surları olduğunu yazar. Surlar, Kaunos'un batısında antik limandan başlayıp, topoğrafik yapıya uyarak bazen keskin, bazen yumuşak dönüşler yaparak Balıklı Dağı'nın zirvesine kadar ulaşır. Bu surların, Kaunos'u karadan gelecek saldırılara karşı koruduğu anlaşılmaktadır.
Anlaşılamayan ise binlerce yıl önce orada o surların hangi teknoloji kullanılarak yapıldığıdır. Yer yer genişliği 4 metreyi bulan surlar taşlar yontularak, birbirine geçirilerek harçsız olarak yapılmıştır. Surların yapıldığı bölge, çalışmanın zor olduğu sarp bir yerdir. Bu kayaların oraya nasıl taşındıkları, hangi teknoloji ile yontuldukları, metrelerce yüksekliğe nasıl çıkartılarak örüldüğü hala anlaşılamamaktadır. Bu surların üzerinde sadece bir kapı vardır.
Kaunos'un bu en önemli tarihi eserleri, ören yerinden biraz uzakta olmaları yüzünden gezilememekte, Kaunos'a bir kaç saatliğine getirilen yaz konukları, bunları göremeden gitmektedirler.

Akropol:
Kaunos'ta kale, kentin doğusundaki dik ve 152 metre yüksekliğindeki tepededir.  Bu tepeden bütün antik kent, Dalyan, İztuzu Kumsalı, Dalyan ve Akdeniz arasında uzanan deltanın tamamı, tarlalar, bahçeler ve ormanlar görülür.  Kalenin bulunduğu tepenin Doğu ve Güney yamaçları uçurumdur. 
 Surlar ve kaleler, kentlerin hayat hikayesi gibidir.
 Kaleye antik tiyatronun yanındaki patikadan çıkılır. Kaleyi kuşatan çift sıra surların ilk defa MÖ 5. Yüzyıl'da yapıldığı belirlenmiştir.  Surlarda bulunan kapılar, mazgal delikleri ve siperlikler kalenin her çağda çeşitli onarımlar gördüğünü kanıtlamaktadır.

Tiyatro:

Kaunos'tan günümüze uzanan, onun ihtişamını ortaya koyan eserlerden biri de tiyatrosudur. O devirde 5 bin kişilik muhteşem bir tiyatro.
Doğu tarafından Akrapol tepesine yaslanmış tiyatro, plan olarak Helen tiyatrolarının geleneğini sürdürüyor.
Hayranlık uyandıran tiyatro
Antik tiyatro sahne, oyun yeri ve oturma sıraları olmak üzere 3 bölümden oluşuyor. 75 m çapında ve mükemmel akustik için 27 derecelik açı ile dairesel olarak yükseliyor. İzleyiciler bölümü, 8 merdiven ile 9 oturma dilimine ayrılmış. Her bir oturma dilimi 33 oturma sırasına sahip. Bu sıralar, bütün seyir bölümünü yatay olarak bölen yürüme koridorları ile iki bölüme ayrılıyor.
Doğrudan yürüme koridoruna açılan
beşik tonozlu iki geçiş var. Bu geçişler Roma dönemi karakteri taşıyor. Orkestranın önüne yerleştirilen sahne binası yan mekanları ile birlikte 38,5x10,40 boyutunda. Zamanında iki katlı imiş.
Tiyatronun izleyici giriş tünelinin hemen solunda bir bölüm yıkılmıştı. Arkeologlar, bunun nedenini uzun süre aradılar ve sonunda buldular. Burada bir çeşme yer alıyordu ve su zamanla zemini zayıflatarak tiyatronun duvarının çökmesine neden olmuştu. Burası da onarılarak tiyatro daha da sağlam hale getirilecek.
Bugün tiyatro, sahne ve bazı oturma sıraları hariç genelde iyi durumda.
Bozulan sıralar ağaç oturaklarla düzgün hale getirildi ve binlerce yıllık antik tiyatro, zaman zaman muhteşem konserlere ev sahipliği yapıyor.
Tiyatroyu ziyaret edenler, oturma sıralarının arasında kendiliğinden yetişen zeytin ağaçlarının gölgesinde tarihi soluyorlar.

Anadolu'nun  İlk ve Tek Kubbeli Kilisesi:
                   
Ören yeri girişinden tiyatroya giden yolun sağında güzel bir kilise vardır. Buraya Büyük Kilise adı verilir.  Kaunos'ta bu kilisenin varlığı, buranın Roma döneminde de önemini koruduğunu göstermektedir.
Bu kilisenin en önemli özelliği ise Anadolu'da bulunmuş ilk kubbeli kilise olmasıdır. Henüz başka bir örneği de yoktur.
Kilisenin 5. Yüzyıl'da, ya da daha sonraki dönemlerde yapıldığı sanılmaktadır.  Bir giriş ve üç bölmeden oluşmaktadır. Giriş Batıda, kutsal yön Doğudadır.  Kilisenin çevresinde bulunan mezarlar ve eski binalar temizlenerek kilisenin yapısı ortaya çıkartılmıştır.

Roma hamamı:

Anadolu'da bulunan Roma hamamları içerisinde en iyi durumda olanlardan biridir.  Hamamda soyunma yeri, soğukluk, ılıklık, sıcaklık ve masaj   yeri, ısınma sistemi ve havuz gibi bölümler onarılmaktadır.  Hamamın en güzel ve etkileyici cephesi, bol pencereli olan Güney cephesidir.  Bu pencereler, kente ve limana hakimdir.
Mezar anıtı:


Kaunos'ta Küçük Kale'nin Kuzaybatısı ile antik liman arasındaki bölgede köylüler mermerden bir aslan heykeli buldu. Heykel, Köyceğiz meydanına dikildi. Aslan heykelinin bulunduğu yerde yapılan kazılarda ise çok değerli eserler ele geçirildi.
Suyun altında kaldığı için henüz ana kayaya kadar sondajı yapılamayan ve kazısı tamamlanamayan bölgede kare şeklinde bir temel ortaya çıkartıldı. 7 metre 80 santime 7 metre 85 santim ebadındaki temelde, başka yapılardan devşirme mermer bloklar kullanıldığı anlaşıldı. Temelin çevresinde yapılan kazılarda ise çeşitli parçalar, sütunlar, heykeller bulunmuştur.
Bulunan yapı elemanlarından alt temelin kare şeklinde olmasına rağmen üst yapının yuvarlak olduğu ortaya çıkmıştır. İon başlıklardan ve diğer parçalardan yapı İÖ 1. Yüzyıla tarihlendi.

Karcanın şifresini çözen Stel :

Kaunos kelimesinin Helencede bir anlamı yoktur. Likya yazıtlarında Kaunos'tan Ksibde adıyla söz edilir. Kaunos çevresindeki diğer kentlerdeki yazıtlarda ise Kaunos'un adı Kbid olarak geçer.
 Aslen Bodrumlu olan tarihçi Heredot, Kaunosluların kendilerini Giritli olarak tanıttıklarını ama kendisinin bunların yerli halk olduğuna inandığını söyler. Heredot, Kaunosluların yaşam tarzı ve dil olarak Karya'nın etkisinde kaldıklarını, ya da tersi olduğunu söyler.
Gerçekten de Kaunosluların dili Karcaya benzemektedir. Alfabeleri de Karcayla uyumludur. Sadece 5 harfleri farklıdır.
Yakın zamana kadar Karca çözülemediği için Kaunosça da anlaşılamamaktaydı.
Kaunos kazılarını yürüten Prof. Dr. Cengiz Işık, Karcanın ve Kaunosçanın şifrelerinin çözülmesini Kaunos adlı kitabında şöyle açıklıyor:
 "1996 yılı Temmuz ve Ağustos ayları, Kaunos öreninde araştırmalarını sürdüren bizler için anlamlı günlerdi. 30 yıllık dönem geride kalmıştı çünkü. Bu özel kazı mevsiminin bir festival ile kutlanılması hazırlıkları sürerken, bir armağan da Kaunos'un kendisinden gelmişti bize: Karca ve Grekçe olarak iki dilde yazılmış bir stel.(Sağda) Öyle bir armağandı ki bu, yalnızca arkeologları heyecanlandırmakla kalmamış, özellikle dilbilimcilerini kendine ulaşabilme yarışı içine sokmuştur."
Grekçe bilindiği için bu stel sayesinde Karca ve biraz farklı olan Kaunos dili de çözüldü. 

Kaynak:DALYAN.ORG.GEN.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder