3 Ekim 2012 Çarşamba

Çingene Kızının Gerçek Hikayesini Biliyor musunuz?

"Valerian, Zeugma Kentinin en ihtişamlı döneminde yaşama şansına kavuşmuş 413 kişiden biridir.. Babası gibi O da ellerinin çalıştığı andan itibaren Euphrates (Bugünkü adıyla Fırat) manzarasına bakarak taş oymacılığı sanatını icra etmektedir.. İpek Yolu'nun üzerinde yer alan kentlerinin öneminden bihaber gençliğinin en verimli çağını yaşayan Valerian, ticari amaçlı portreler yaparak gelip geçenden gıda takası ile ticaret yapmaya çalışmaktadır.. Kendisi mimari çizim ve plan üzerinde çalışmalara ilgi duymasına rağmen babasının yoğun baskısı yüzünden mozaik işçiliği konusunda çalışmak zorunda kalmıştır.. Yinede inadından vazgeçmeden boş vakitlerinde genel coğrafya üzerinde gezerek bölgenin ilk denebilecek detaylı haritalarını çıkarma gayretindedir.. Zaten mevsimin sert iklimi ve Euphrates'in dalgalı durumu, ticari geçişlere izin vermemekte ve Valerian için hediye sayılacak boş vakitler yaratmaktadır..
İsa'nın yeryüzünü bir şekilde terketmesinin üzerinden geçen yüz yılı aşkın bir zamanın devamında doğan güneşin yarattığı bir sabah; Valerian görevlerini bitirir bitirmez kendini boş araziye ve tepelere atıverir.. Tepelerden bakış ona geniş bir perspektif sağlamakta ve işini kolaylaştırmaktadır.. Uzun süredir babasının tüm diretmelerine karşılık mozaik işlerini yarım bırakmış ve kendini bu hobisinin iznine bırakmıştır.. İçinde bulunduğu sabahın onun hayatını derinden etkileyeceğinden habersiz etrafı inceleyen Valerian, uzak sayılmayacak bir mesafede ağaç dibinde bir gölge görür.. Merakına yenilerek gölgeye doğru yaklaşır.. Yerde yatan bir insan bedenidir.. İpek Yolu üzerinde bulunan kentleri kölelerin kaçış noktalarından biri olmuştur.. Bu tarz karşılaşmalara alışkın bir tavırla elindeki değnek ile yerdeki bedeni dürter..

Valerian o güne kadar böyle bir göz ikilisi ile karşılaşmanın şaşkınlığı ile bir iki adım geriye doğru tökezler ve düşer.. Aynı anda yerde yatan ve sonradan kolyesinde yazdığı için ona hitap edeceği isim ile Golian korkarak dizlerini göğsüne çekip titrek bir tavırla derin derin nefes almaklı kalakalır.. Golian'ın bakışlarındaki büyü ile Valerian ondan gözlerini alamadığını fark eder.. Kocaman ve masmavi gözleri çaresizce Valerian'a bakmaktadır.. Valerian kendi gelir gelmez bir şeyler söylemeye çalışır.. Ancak Golrian'ın yüzünde anlamsız bir ifade sabit bir şekilde durmaktadır.. Kısa bir süre uğraştan sonra Valerian onun sağır olduğunu anlayacaktır.. Yanındaki basilopide ile su matarasını ona uzatarak yanına yaklaşır.. Yemyeşil bir ovadan nehrin kenarındaki evlerine ulaşana kadar yanyana yürüyen ve çoğu kez Golian'ın koluna girerek ona destek olan Valerian, birçok kez köle gibi görünmesine rağmen harika kokan saçlarına burnunu götürmekten kendini alamaz.. Golian'ın güçsüz bedenine sımsıkı sarılan güçlü kollarının aynı zamanda narin birer destekçi olması ve ona bu kadar kısa sürede yoğun bir ilgi duyması şaşırtıcıdır.. Valerian sanatçı bir kişiliğe sahip olmasının avantajı ile kentte popüler bir gençtir.. Buna rağmen bu tarz duygulara karşı serttir.. Ancak içinde bulunduğu durum farklıdır.. Yüreğinin ritimlerinin yoğunluğuyla nefes alışlarının hızlanmasını ile vücudunun ani hareketlerini engelleyemez..

Evet üstündeki kıyafetleri ve bulunduğu yer bakımından Golian kesinlikle bir köledir.. Genel Roma kanunlarının sıkıca uygulandığı bu köprü kentte satın alınmamış ve sertifikası elinde bulunmayan kölenin izinsiz bir şekilde barındırılması ağır bir suçtur.. Özellikle kaçak bir şekilde kente giren bu sahipsiz köleler; meydanda açık arttırma ile yeniden satılarak kente işçi olarak yeniden kazandırılşması bir gelenektir.. Bu kanunu iyi bilen Valerian, Golian'ı gizlice evlerine götürür ve babasına durumu anlatır.. Babasının sıradan sert tepkilerine göğüs gererek ve inatla Golian'ın evlerinde kalmasına ikna eder.. Evlerinin Euphrates kenarında ve kentten biraz daha ücra bir noktada yer almasının avantajı ile nehir kıyısında günlük ihtiyaçlarını karşılamaları özeli onlar için bir şanstı.. Onu doğururken kaybettiği annesinden sonra ilk defa evinin önündeki nehir kıyısına bir kadının teni değmektedir.. Golian uzun yolculuğunun kirlerini nehire bırakırken kendini daha özgür hisseder..

Golian'ın özel durumu yüzünden gençlerin sohbetlerinin sessizliği aslında derin muhabbetlere yol açıyordu.. Bir çok kere kesintisiz çok uzun süren göz temaslarının yanında elleri ile haberleşme teknikleri komik ama bir o kadarda samimiydi.. Beraber geçirdikleri kısa zaman onları farklılaştırmaya yetmişti.. Valerian'ın babası ondaki bu olumlu değişikliklerin etkisiyle konuya olan muhalefetliğini erteliyordu.. Sarayın verdiği emirle limana yakın bir villa grubu yapılması emri alınmıştı ve Valerian ile babası bu yapıda görev için çağrılmıştı.. Gündüzleri Golian ev işleri ile ilgileniyor ve asla dışarı çıkmıyordu.. Valerian ve babası ise Zeugma Kenti Villa Projesi için yorucu ve sıkı bir çalışma içine girmişlerdi..

Roma takviminde tatil sayılan bir günün erken sabahında, Valerian ile rengarenk eşarbını ortadan ikiye ayrılmış saçlarının biraz üzerinden bağlayıp, Valerian'ın ona hediye olarak aldığı küpeleri takan Golian onu ilk buldukları tepeye çıkarlar.. Birlikte olmalarının yaşamlarına kattığı enerji ile sessiz ama müthiş eğlenceli vakit geçirirler.. Yanlarında getirdikleri çörekleri açan Golian'dan gözlerini alamayan Valerian, mimar edasıyla onun yüzünün detaylarını elindeki kağıda döker.. Kocaman bir gülümseme ile ona bakan Golian'ın karakalem portresini çıkarmıştır.. Golian merakla ne çizdiği görmek için üzerine doğru hamle yapar ama Valerian hınzırca resmi saklamaktadır.. Küçük cilveleşmeleri yüzlerinin birbirine en yakın konumunda sabitlenir.. Dudaklarının yakınlığı ve nefeslerinin birbirine karışması, içlerindeki coşkuyu alevlendirir ve kaçınılmaz son gerçekleşir.. Bu ilk öpüşmelerinin aşklarının başladığı tepe noktasında zirve yapması mutluluklarının gözlerinden nehirin akıntısına karışmasına yol açmıştı..... El ele koştura koştura geçtikleri ovanın sonunda mutlu bir günü bitirmenin burukluğu ile evlerine ulaşırlar..

Güneşin batmasına daha vardı.. Valerian artık günlük rutin hale gelen baba-oğul tartışmalarının içinde boğulurken; Golian ise nehirde üzerindekileri yıkama derdine düşerken, başının dönmesiyle bedenin de nehre düşmesine engel olmayacak ve sessizce serin sulara gömülecektir.. Yaz ayının sıcak havası ile başına güneş geçmesi sonucu baygınlık geçirerek nehre düşen Golian'dan geriye sadece başındaki eşarp kalacaktır.. Uzun süren tartışmaların neticesinde nehrin kenarına inen Valerian gördüğü manzaraya anlamsızca bakmaktadır.. Mevsim ne olursa olsun Euphrates'ın akıntısı derin ve acımasızdı.. Sesszi Golian'ın ardından Valerian'da bir daha konuşmayacak ve hayatının sonuna kadar kendini sessizliğe gömecektir..

Yas içinde geçen günlerinin birbirini amansızca takip etmesini, kendisini nefret ettiği mozaik işçiliğine vermesi ile yenmeye çalışan Valerian; villanın ücra bir odasına Golian'ı ölümsüz yapan olan mozaiğini yapar.. Volerian onu son gördüğü anı ile resmettiği portresine uygun bir şekilde mozaiğe işler.. Golian'ın elinde çiçek ve yüzündeki büyük gülümsemesiyle Valerian'a yine her zamanki gibi aşkla bakmaktadır.. Gözlerinin masmavi olmasına rağmen, Valerian'ın Euphrates'a olan nefretinden dolayı mozaikte hiç mavi renk kullanmamıştır.. Golian'ın elindeki çiçek mora çalan kırmızı renkli menekşedir.. Ve en önemlisi Valerian onunla anlaşabildiği tek lisans olan bakışlarına büyük bir anlam katması için öyle bir açıyla işler ki.. Golian'ın mozaiğini gören hiç kimse onun bakışlarının asla kaçamaz.. Hangi açıdan bakarsa baksın Golian onu görecektir..

Hayatının sonuna kadar susan Valerian ile babası büyük bir iş çıkaran ekiple birlikte Zeugma Kent Villaları'nı yıllar süren çalışma ile bitirirler.."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder