10 Ekim 2012 Çarşamba

Ebru Sanatı

Ebru Sanatının Tarihçesi
Ebru Sanatının ne zaman, nasıl ve nerede ortaya çıktığını kesin olarak söyleyebilmek mümkün değildir. Çok eski tarihli kitaplarda yan kağıdı olarak, yani cilt kapağı ile kitabı birbirine bağlayan kağıtlarda ebruya rastlıyoruz. (bkz. resim 1 ve resim 2) Yine eski bir albümün (murakkanın) içindeki yazıların etrafında da pervazlara yapıştırılmış olarak ebru kağıtlarını görüyoruz. (bkz. resim 3)
                                                               (resim 1 ve resim 2) 
Ebrulu kağıdın kitap ciltlerinde yan kağıdı olarak kullanılması
Ancak bu eski kitapların yazıldıkları tarih bilinse bile zaman içinde birkaç kez tamir görmüş olduklarından kitap ile ebrunun eş zamanlı yapılmış olmalarından bahsedemiyoruz. Bu durumda sadece üzerinde yapıldığı tarih yazılı ve hat örneği bulunan ebrulu kağıtları vesika olarak kabul edebiliriz. (bkz resim 4, solda) Bu sebeple hafif ebru denilen ve üzerine yazı yazılması için yapılmış olan soluk renkli ebruların üzerinde yazılı tarihler önem taşır.
 
(resim 3)
Ebru kağıdının levha kenarlarında kullanılışına bir örnek. İç pervazı kumlu ebru, dış pervazı şal örneği olan Uğur Derman hattı ile 1967 tarihli Celi Ta'lik bir levha

Üzerinde tarih taşıyan en eski ebrulu kağıt  1554 yılına ait bir Malik-i Deylemi yazısıdır. (bkz. resim 5) Hafif ebru bu sanatta hemen varılabilecek bir merhale değildir. Bu aşamaya gelinceye kadar bir hayli zaman geçmesi gerekir. Dolayısıyla ebrunun ne zaman ortaya çıktığını bulmak için elimizdeki bilgilere dayanarak en azından 15.yy’a kadar inilebilir.
(resim 5)
Bu ebru kağıdının 1554 yılına ait olduğu, Malik-i Deylemi tarafından Gürcistan'da yazılmış bu Ta'lik kıtada geçen Arapça tarihinden anlaşılıyor
İsviçre’de yayınlanan Palette dergisinde (1969  no:30) yayınlanan Sayın Mehmed Ali Kağıtçı’ya ait bir makalede, üstünde 1447 tarihli bir yazının bulunduğu ebru kağıdının Topkapı Sarayı Müzesi’nde görüldüğünden  bahsediliyorsa da, numarası verilmediği için bu belgeye ulaşılamamıştır.
Maalesef geleneksel Türk El Sanatlarından bahseden kitapların hiçbirinde ebru ile ilgili bilgilere rastlanamamakta, bu durumda ebrunun tarihi ile ilgili muammanın devam etmesine sebep olmaktadır. Sonuç olarak kütüphanelerde ebruculuk tarihine dair eski bir yazılı kaynak ele geçmedikçe bu muamma devam edeceğe benzemektedir.

Avrupa’da ebru hakkındaki yayınları da kapsayan “Buntpapier” (alacalı kağıt) isimli eserde ebrunun Türkistan’da ortaya çıktığından bahsedilmiştir. Ebru ustalarımız arasında söylenegelen rivayet de ebrunun gerçekten Buhara’da ortaya çıktığı yönündedir. Hatta Türkistan şamanlarının fal bakmayı seven bir toplum olduğu ve pek çok fal çeşidi içinde su üzerine boyaların atılmasıyla ve ortaya çıkan şekillerin yorumlanmasıyla bakılan bir fal çeşidinin ebruya ilk örnek teşkil ettiğinden bahsedilmektedir. Nitekim ebru tarihinde çok önemli bir yeri olan Sadık Efendi’de ebruyu Buhara’da iken öğrenmiş ve Üsküdar’da ki Özbekler teknesinde bu sanatı icra ederek kuşaktan kuşağa geçmesinin yolunu açmıştır.

Sonuç olarak ebrunun Buhara’da ortaya çıktığı, Büyük İpek Yolu ile İran üzerinden ebri ismini alarak Anadolu’ya geldiğinden bahsedebiliriz. Ebru sanatı önceleri başlı başına ana bir sanat dalı olarak kullanılmamış, ciltleme işlemlerinde yan kağıdı, hat ve teship çalışmalarında ise üzerinde çalışılan hafif ebrulu kağıt olarak kullanılmıştır. Ebru olgunluğa ileride de bahsedileceği gibi İstanbul’da, usta-çırak ilişkisi  ile kavuşmuş ve başlı başına büyüleyici bir sanat dalı haline gelmiştir.


Ebru Sanatı Ne Demektir?
Ustaların ve aslına uygun olarak yapılmış Geleneksek Türk Ebrusu eserlerine bakıldığında buluta benzeyen renk kümelerine rastlanır. Ebri Farsça bulutumsu, bulut gibi anlamını taşımaktadır. Ancak ebru kelimesi daha ahenkli bulunduğundan zaman içinde Ebru şeklinde telafuz edilmeye başlanmıştır.
 
(Ebru kağıdında bulut (ebr) ve kaş (ebru) gibi görünen şekiller Mustafa Düzgünman eseri)
Ebrulu kağıtlarda kaşa benzeyen görüntülere de rastlandığından Farsça’da kaş anlamına gelen ebru kelimesinin bilhassa kullanıldığını kabul edenler de vardır. Ancak Şemseddin Sami Bey Kaamus-ı Türki isimli büyük lugatında kaş manasına gelen ebru için ayrı bir madde açtıktan sonra konumuz olan ebru’yu diğer bir madde halinde şöyle izah eder.

EBRU: (Aslı Farsça Ebri = bulut renginde ve daha doğrusu Çağatayca Ebre = Roba (elbise) yüzü, kürk kabı. Hare gibi dalgalı ve damarlı kumaş, kağıt vb. (isim) Cüz ve defter kabı yapmak için kullanılan renkli kağıt.

Ayrıca ebru kelimesinin asıl olarak Ab-ru’dan geldiğini, bunun ise Fars dili kaidesinde bir kurala göre yüzsuyu, başka bir kurala göre ise suyüzü manasını taşıdığı, ama bu sanatın su üstünde icra edildiğinden yüzsuyu anlamı yerine suyüzü anlamına geldiğini söyleyenler de vardır. (bkz. Medeniyet Aleminde Yazı ve İslam Medeniyetinde Kalem Güzeli, Mahmud Bedreddin Yazır, sayfa 194)

Sonuç olarak yazma olsun, basılı olsun eski kaynak eserlerde, kelimenin daima ebri şeklinde geçmesi bu sonuncu iddiayı doğrulamadığı gibi bulutumsu kelimesine de ağırlık kazandırmaktadır. Üstad Necmeddin Okyay’da bu kelimeyi ebri söyleyişiyle kullanırdı.

Kağıt üzerinde mermerdekine benzer damarlar görüldüğü için, Avrupalılar ebru kağıdına mermer kağıdı (= papier marbre, marmor papier, marbled paper...) demeyi tercih etmişler, Arap aleminde ise varaku’l-mücezza (=damarlı kağıt) olarak tanınmıştır.


Boyalar
Ebru yapımında eskiden beri toprak boya denilen tabiattaki renkli kaya ve topraklardan elde edilen madeni boyalarla, bitkisel asıllı suda erimez boyalar kullanılır. Yağlı boyanın ve suda eriyen anilin boyaların klasik ebruculukta yeri yoktur. Çünkü bu boyalar üstüne serpilen sıvının içinde eriyerek kağıdın yüzeyine tutunamazlar. Kısacası ebru yapımında kullanılan boyalar kesinlikle suda erimemeli ve yağ içermemelidir.
            
solda, ebruda kullanılan toprak boyalardan bazıları
sağda, boyaları ezmek için kullanılan desteseng ve özellikle organik kırtmızı ve is siyahı renklerini suyla karıştırıp çamur hale getirmek için kullanılan porselen havan
Bu boyalar genişçe bir mermer üzerinde suyla karıştırılarak çamur haline getirilir ve mermerden yapılmış, üzerinde tutma yeri olan ve alt kısmı oval olarak şekillendirilmiş desteseng (el taşı) ile sabırla ve ağır ağır ezilir. Bu işlem boyanın rengine göre yaklaşık 3-4 saat boyunca sekizler çizilerek gerçekleştirilir. Boya su ilavesiyle daima merhem kıvamında tutulur. Boyaların yeterince ezilip ezilmediği ancak teknede anlaşılr. Ebrucu tecrübe ile hangi boyayı ne kadar ezmesi gerektiğini öğrenir.Desteseng ve üzerinde ezme işleminin yapıldığı mermer aynı sertlikte olmalıdır. Aksi taktirde birbirlerini aşındırırlar ve boyanın içine mermer tozları karışır. Ezme işlemi tamamlandıktan sonra her bir renk ayrı ayrı ana kaplara alınır. Daha sonra ebrunun en önemli işlemlerinden biri olan boyaların terbiyesine başlanır. Bu işlemde suyla ve ödle karıştırılan boyalar yaklaşık iki ay süre ile bekletilir. Bu süreçte kavanozların üzerinde biriken su-öd karışımı belli periyodlarla çekilir ve tekrar su-öd ilave edilir, belli aralıklarla kavanozlar karıştırılır ve çalkalanır. İyi terbiye edilmemiş boyalar gerçek renklerini kağıt üzerine yansıtamazlar, kağıda tutunamazlar ve çeşitli problemlere sebep olurlar. Boyaların akmaması için kağıtların şapa yatırılması işlemi klasik ebruculukta yer almaz. Sonuç olarak boyaların ezilmesi ve terbiyesi usulüne uygun olarak, sabır ve emekle gerçekleştirilmelidir.

Renkler
Sarı: Tabiatta bulunan arsenik sülfür (zırnık)
Mavi: Doğal çivit olan Lahor Çividi. Bitkisel kökenli bir boyadır ve Pakistan'ın Lahor kentinden gelir.
Yeşil: Sarı ve mavinin karışımıdır. Zırnık çok olursa fıstık yeşiline, çivit çok olursa yaprak yeşiline gider.
Lacivert: Bedahşi laciverti denen doğal çivittir.
Siyah: Soba isinden elde edilir. Eski is mürekkepçiliğinde kullanılan istir. Ezilmesi en zor boyadır. Suyu kolay emmediğinden ve suyla karıştırma işlemi sırasında sürekli suyun üzerine çıktığından genellikle çamlıca toprağı ile karıştırılarak ezilir.
Beyaz: İsfidaç (üstübeç) Bazik kurşunkarbonatın tabiattaki şeklidir.
Kırmızı: Gülbahar yani demir oksitleri içeren kırmızı bir topraktır.
Tütün Rengi: Çamlıca toprağı.

Sıvının Hazırlanmasında Kullanılan 
Malzemeler
Üstüne boya serpilecek suya yapışkan bir koyuluk (lüzucet) vermek için 45-50 değişik malzemeden biri kullanılabilir. En çok kullanılan malzemeler kitre ve deniz kadayıfıdır. Kitre Anadolu'da yetişen muhtelif Geven (Astragalus) çeşitlerinin gövdelerinden sızan ve havayla temas edince katılaşan beyaz veya krem renkli plaka veya şeritler halinde bulunan yapışkanlık özelliği zayıf bir zamk çeşididir.Eczacılık, kozmetik ve tekstil sektörlerinde kullanım alanı geniştir. Ebruculukta plaka halinde olanları ve beyaz renklileri tercih edilir. Deniz kadayıfı (karegen) ise genelde Kuzey Avrupa ülkelerinin denizlerinde yetişen ve İrlanda Yosunu olarak da isimlendirilen bir yosun çeşididir. Sporları suya lüzücet vermek için kullanılır. Kitrenin hazırlanması deniz kadayıfına göre daha zahmetlidir ve daha uzun zaman alır. Suyla karıştırılan kitre kalitesine ve cinsine göre yaklaşık 5-7 gün dinlenmeye ve bu süre içinde yoğrulup karıştırılmaya ihtiyaç duyar. Deniz kadayıfı ise bir günlük dinlenme sonunda iyi netice verir. Hatta 3-4 saat içinde bile kullanıma hazır hale getirilebilir. Ancak oluşan hava kabarcıkları ve köpükler sıvıdan bir kaşıkla alınmalıdır. Her iki malzeme de hazırlandıktan sonra tülbentten süzülmeli ve son su ayarları teknede yapılmalıdır. Boyalar kitre üzerinde, deniz kadayıfına göre 8-10 misli daha fazla öde ihtiyaç duyarlar. Deniz kadayıfı ebruculuk bizden Avrupa'ya geçtikten sonra daha çok oralarda kullanılmış ve hazırlanması daha az zahmetli olduğu için kitreye tercih edilmiştir.Bu iki malzeme dışında ketentohumu, salep, ayva çekirdeği, hilbe (boytohumu), nişasta gibi değişik malzemeler de kullanılabilir. Her birinin verdiği sonucun kalitesi bir diğerinden farklıdır. Hilbe hakkında rahmetli üstad Necmeddin Okyay şöyle bir olay anlatır: "Bir tarihte, Üsküdar Özbekler Dergahında elime eski ebrular geçti evladım. Lakin dehşetli pastırma koktuğunu farkettim. Allah Allah, pastırma sarmak için ebru kağıdından başka kağıt bulamamışlar mı? diye düşündüm, bir mana da veremedim. Sonradan bir yazma eserde, ebru yapmak maksadıyla hilbenin de kitre gibi kullanılabildiğinden  bahsolunduğu gözüme çarptı. İşte o zaman pastırma kokusunun esrarını çözer gibi oldum. Zira bu kokuyu pastırmaya veren ve etin üstünü kapatacak bir tabaka halinde sürülen çemen maddesinin esası hilbe tohumudur. Bunun üzerine kendim de tecrübe ettim. iyi netice almakla beraber, aradan geçen çok uzun zamana rağmen kağıdın pastırma kokusunu kaybetmediğini gördüm. Ben bütün lüzuci maddeleri ebru yapımında kullanmışımdır. Ancak bunlar arasında salep (orkide bitkisinden elde edilir) kadar iyi netice vereni olmadı. Lakin hakiki salep bulmanın zorluğundan ve bu maddenin pahalılığından kitre üstünde karar eyledim"

Sığır Ödü
Sıvının üzerinde boyaların çökmeden yayılmasını sağlamak için yüzey aktif (yüzeyde gerilim sağlayan ve sıvının yüzey gerilimini kıran) sığır ödü kullanılır. Öd ayrıca boyaların birbirine karışmadan sıvı üzerinde ayrı ayrı renklerini vermesini de sağlar. Öd safra kesesi tarafından salgılanan, safra asitleri ihtiva eden, zayıf asit özelliği gösteren ve hayvanların ve insanların vücutlarına aldıkları yağların parçalanmasını sağlayan bir maddedir. Bozulmasını engellemek için önceden kaynatılır (genelde benmari usulü ile) ve bu şekilde saklanır. Koyun ödü de aynı görevi görür. Hatta kumlu ebru yapımında kalkan balığı ödü çok iyi sonuç verir. Öd suyu yerine eskiden tütün yaprağı suyu ve haraza suyu kullanıldığı Şebek Efendi tarafından 1608 tarihinde kaleme alınmış Tertib-i Risale-i Ebri'de yer almaktadır. Boyaların öd ayarlarının iyi yapılması en önemli hususlardan biridir. En başlarda boyalar etraflarında kendilerini sıkıştıran başka boyalar bulunmadığından rahat rahat açılırken, sonraları teknede kendilerine yer açabilmek için (artan yüzey gerilimini yenebilmek için) daha fazla öde ihtiyaç duyarlar. Öd miktarı yanlış ayarlanmış boyalar, dibe çöker, parçalanır ve kağıt üzerinden ele çıkarlar.

Neft 
Ebruda kimyasal içerikli ve petrol türevli neft kullanılmaz. Tabii olan neft kullanılır. Atılan veya serpilen boyalara üç boyutlu, küremsi şekiller verir. Genellikle serpmeli ebrularda, ya da battal ebru çalışılırken kullanılır.

Tekne
Sıvının içinde bulunduğu kaba tekne adı verilir. Tekne çinko, çelik, galveniz ya da çedene'den (budaksız çam) imal edilir. Tahta kullanılırsa su kaçırmaması için zift ile kaplanması gerekir.Dikdörtgen şeklindeki teknenin derinliği 6 cm kadar olup, ebatları 68 X 100cm, 34 X 50cm veya 17 X 25cm'dir.

Fırça
Ebrucu fırçasını kendisi sarmalıdır. Fırça yapımında yaşlı atların kuyruğu ve bu kılları üzerine sarmak için gül dalları kullanılır. At kılı sert ve düz olduğu için tercih edilir. Böylece boyalar tekne üzerine gerektiği gibi atılabilir. Ayrıca bakteri ve mantar oluşumuna daha az izin verir. Gül dalı ise oldukça esnek ve dayanıklı bir ağaçtır. Boya atmak için fırçaya her vurulduğunda esneyerek damlaların istenildiği gibi düşmesine olanak verir. Ama ebruculukta gül dalının kullanılmasının esas sebebi Necmeddin Okyay’ın iyi bir gül yetiştiricisi olmasından kaynaklanır Su içinde bekleyen fırçaların kılları zaman içinde eğilerek boyaların Türk Ebrusun'da arzu edildiği şekliyle atılmasını sağlar. Kıllar misinayla ve kesinlikle yapıştırıcı ya da bant kullanmadan sarılır ve olta iğnelerinde kullanılan düğümsüz bağlama şekli tercih edilir.

Tarak
Taraklı ebru yapımında kullanılan malzemedir. 2, 3, 4, 5, 6, 7, 9 mm gibi değişik diş aralıklarına sahip çeşitli taraklar kullanılır. Buket tarağı gibi iki sıra halinde dizilmiş taraklar da kullanılır. Diş aralıkları için belli bir kural bulunmaz ebrucu ihtiyacına ve isteğine göre çeşitli aralıklara sahip taraklar yapabilir.

Biz
Sıvı üzerine atılan, damlatılan ya da yine bizle bırakılan boyalara şekil vermek için kullanılan çeşitli kalınlıklardaki iğnelerden, tellerden ya da çivilerden yapılan malzemelerdir. Paslanmaz özellikte olması önemlidir. Sümbül yapımında sümbül tarağı denilen özel diş dizilimine sahip taraklar kullanıldığı gibi, 10-15 bizin birbirine bağlanmasıyla da sümbül için gereken boyalar zemin üzerine koyulabilir.

Mühre Aleti
Ebrulu kağıtları kuruduktan sonra, mühre denilen iki kollu el presi yardımıyla düzeltilip parlatılır. Mühre kağıdın üzerine bastırılır ve kağıdın tamamına sürtülür. Bu işleme mühürleme denir Kağıdın üstünde ince bir tabaka oluşturmuş olan ebru yapımında kullanılan sıvı böylece onun parlamasına ve korunmasına yardımcı olur. Böylece boyaların kağıttan çıkması da engellenmiş olur. Günümüzde mühre aleti bulmak neredeyse mümkün olmadığından kavanozların veya bardakların pürüzsüz kısımları yukarıda anlatıldığı gibi bu amaç için kullanılabilir.

EBRU ÇEŞİTLERİ
Battal Ebru
Boyaları fırça ile tekneye atarak ve tarak, biz gibi malzemeler kullanılmadan yapılan ebrudur. Bilinen en eski ebru çeşididir ve bu yöntemle yapılan battal ebrulara Tarz-ı Kadim (eski tarz) battal ebru denir. Çünkü zamanla daha değişik tarzlarla da battal ebrular yapılmıştır. Boyaları tekne üzerine fırça ile atmak kolay iş gibi görülebilir ancak görüldüğü kadar kolay değildir ve ustalık gerektirir. Ebrucunun ustalığı battal ebrularından belli olur. Merhum Mustafa Düzgünman'ın ifadesiyle "Battal Ebru ebrunun ilk mektebidir". Somaki battal, neftli battal, serpmeli battal gibi değişik çeşitleri vardır.
                      
Solda battal ebru, sağda neftli battal ebru   
Mustafa Düzgünman eserleri

Gelgit Ebru
Atılan battal ebruya bir biz daldırılır ve bütün tekne, birbirine paralel hareketlerle aşağı yukarı veya sola sağa gezilir. Ortaya çıkan gelgit ebruya çizgileri dik olarak kesecek şekilde tekrar aynı gel git işlemi uygulanırsa buna da taramalı ebru denir. Taramalı ebru da bir gel git ebru çeşididir.
                      
Serpmeli gelgit ebru örnekleri, Soldaki Alparslan Babaoğlu, sağdaki Hatip Mehmet Efendi eseri


Şal Ebru
Gelgit ya da taramalı ebru yapıldıktan sonra bizle, daha düzensiz ve dairemsi hareketler yapılarak şal desenine benzeyen şal ebru elde edilir. Biz hareketleri makul miktarda yapılmalıdır aksi taktirde boyalar çamurlu bir görünüm almaya başlar.

Serpme
Yukarıda anlatılan tüm ebru çeşitlerinin üzerine serpme yapılabilir. Bu durumda ebrular serpmeli battal, serpmeli gel-git, serpmeli şal gibi isimler alır. Serpme işlemi için neftli boyalar veya çamlıca toprağı gibi açık renkli boyalar tercih edilir. Fırça elle çok iyi bir şekilde kavanoza sıkılır ve boya yüksekten sert darbelerle serpilir.
Bülbül Yuvası
Git gide küçülen damlalar şeklinde atılan battal ebru üzerinde yapılır. Bizle dıştan içe doğru helezonlar çizilir. Genellikle teknenin uzun kenarı boyunca 5-6, kısa kenarı boyunca 4-5 helezon yapılır. Gel-git ebru veya taraklı ebru üzerinde de bülbül yuvası çalışılabilir.
                      
Bülbül yuvası örnekleri, Solda Alparslan Babaoğlu, sağda Mustafa Düzgünman eseri


Taraklı Ebru
Gelgit ebru veya taraklı ebru yapıldıktan sonra, son yapılan gelgite dik olarak tarağın ucu tekneye daldırılır ve sabit bir hızla teknenin bir ucundan diğer ucuna doğru çekilir. Bu işlem tarak çıkartılmadan bir de tersi yöne yapılırsa buna ters taraklı ebru denir. Taraklı ebru yapıldıktan sonra üzerine çok ince bir bizle gelgit ebru, şal ebru veya serbest hareketler yapılabilir.

Zemin Ebrusu
Çiçekli veya hatip ebruya zemin oluşturan ebru çeşididr. Aynı boyanın az ödlüsü, çok ödlüsü ve neftlisi hazırlanır. En alta az ödlü, onun üzerine çok ödlü, en üste de serpme tekniğiyle neftli boya atılır. Zemin ebrusu üzerinde çalışılacak motiflerin öne çıkması için genelde açık tonlarda çalşılır.
Hafif Ebru
Battal, taramalı ve taraklı ebrunun kıvamı daha sulu olan sıvı üzerinde, normalden daha sulu ve ödlü boyalarla çalışılmasıyla yapılır. Hafif ebrulu kağıtlar üzerine hat ve teship çalışmaları yapılır ve yazı yazılır.

Dalgalı Ebru
Hemen her çeşit ebru ile dalgalı ebru yapmak mümkündür. Kağıdın bir kısmı teknenin ucuna yerleştirilir ve kağıt ileri geri hareket ettirilerek teknede dalga oluşması sağlanır, bir yandan kağıdın bu hareketine devam edilir bir yandan da yavaş yavaş kağıt tekneye kapatılarak oluşan dalgalar yakalanır. Dalgalı ebruya sarhoş ebru veya tercih etmesek de ispanyol ebru isimleri de verilmiştir.
                      
 Kubilay Dinçer'e ait dalgalı ebru örnekleri
Kumlu Ebru ve Kılçıklı Ebru
Teknedeki sıvı kullana kullana kirlenerek öyle bir kıvama gelirki atılan  boyalar istensede istenmesede kum gibi nokta nokta bir görüntü almaya başlar. Sadece kumlu ebru yapımına battal ebru ile başlanmaz. Bir damlalıkla tekneye yakın meafeden aynı nokta veya noktalara boya damlatılır. Boya yayılmaya başlar. Kumlu ebru için Sacid Okyay'ın buluşuyla sığır ödü yerine kalkan balığı ödü kullanılması daha iyi sonuç vermiştir. Ancak bu maddenin kokusu sığır ödünden çok daha kötüdür. Kumlu ebru yapılırken noktalar daha da irileşip V şeklini almaya başlarsa buna da kılçıklı ebru denir. Boya olarak genellikle lahor çividi tercih edilir. Boya az sulu ve ödlü olarak hazırlanır.

Çift Ebru
Daha önce yapılmış bir ebrulu kağıdın üzerine yeni yapılmış bir ebru alınarak yapılır.

Hatip Ebru
18 yy. da Ayasofya Camii Hatibi Mehmed Efendi tarafından bulunduğu için bu ismi almıştır. Zemin üzerine çiçekli veya hatip ebru için hazırlanmış boyalardan belli aralıklarla birer damla bırakılır. Daha sonra her damlanın oluşturduğu dairenin içine ikinci, üçünce ve isteğe göre daha fazla sayıda damla bırakılır ve iç içe değişik renklerden oluşturulmuş daireler elde edilir.  Genellikle teknenin uzun kenarı boyunca 5-6, kısa kenarı boyunca 4-5 daire oluşturulması tercih edilir. Daha sonra bir bizle bu dairelerin içinde soldan sağa, yukarıdan aşağıya, çapraz hareketler yapılarak hatip desenleri elde edilir. Yürekli, taraklı yürek, yıldız, çarkıfelek, menekşe bu desenlere verilen çeşitli isimlerdir. Hatip desenlerinin hepsinin ya da bazılarını aynı ebru üzerinde çalışmaya Hatip-i Mütenevvia denir.

          

            
Hatip ebru örnekleri, Solda Necmeddin Okyay, sağda 
Bekir Efendi eseri

Çiçekli Ebru (Necmeddin Ebrusu)
Hatip ebrunun icadından sonra ebruda çiçek yapılmasına da çalışılmış ancak fazla başarı sağlanamamıştır. 1918 yılından itibaren merhum Necmeddin Okyay çiçek çalışmalarını islah ederek lale, karanfil, hercai menekşe, gelincik, gonca gül, kasımpatı, sümbül gibi çiçekleri doğal şekline en yakın şekilde resmetmeyi başarmıştır. Onun yetiştirdiği merhum Mustafa Düzgünman'da bu tarza papatyalı ebruyu ilave etmiştir. Çiçek yapımında önce damlatılan yeşil boyalardan sap ve gövdeler, daha sonra da bu sap ve gövdelerin uygun noktalarına bırakılan diğer renklerden çiçekler yapılır. Çiçek ve hatip yapımında kullanılan boyaların çok iyi terbiye edilmiş olması ve diğer ebru çeşitlerinde kullanılan boyalara göre daha koyu bir kıvama sahip olmaları gerekir. Ancak böylelikle boya damlaları şekil vermek için bizle lastik gibi uzayarak çekilebilir ve arzu edilen yerde bırakılarak istenen motifler elde edilebilir. Çiçekli ebrular Necmeddin Okyay'ın talebesi Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver'in teklifi üzerine sanat tarihimizde Necmeddin Ebrusu ismiyle anılmaktadır. Merhum Okyay'ın Üsküdar yeni Camii imamı olması sebebiyle hatip ebrusuna karşılık çiçekli ebruların da imam ebrusu olarak anılması Reisülhattatin Hacı Kamil Akdik (1861- 1941) tarafından teklif edilmişse de Necmeddin Ebrusu denilmesi daha uygun bulunmuştur.
                      
Çiçekli ebru örnekleri, Solda Necmeddin Okyay, sağda 
Mustafa Düzgünman eseri
Akkase Ebru
Eski kitap sanatları içinde, bir kağıdın yazı yazılacak kısmının ayrı, etrafının ayrı renge boyanmasına akkase, böyle kağıtlara da akkaseli kağıt denir. Bu sanat ebruya da tatbik edilmiştir. Kağıdın yazı yazılacak kısmının kendi renginde kalması istenirse, oraya arap zamkı sürülür. Kağıt kuruduktan sonra tekneye yayılırsa zamklı kısmın dışında kalan yerle ebrulanmış olur, arap zamkı bulunan bölge ise kendi renginde kalır boyayı kabul etmez. Buna akkaseli ebru denir. Ebruda başka bir tarz akkase şöyle yapılmaktadır. Daha önce tarifini yaptığımız hafif ebrulu kağıdın, ortada yazı yazılacak kısmına arap zamkı sürülerek, kuvvetli (koyu) renklerle hazırlanan bir ebru teknesine tekrar yayılmasıyla zamklı kısımlar bu ikinci ebruyu tutmaz. Arap zamkı sürülmüş kısım kendi hafif ebrulu haliyle, diğer kısımlar ise üst üste gelen çift ebrulu haliyle kalır. Böylece iki ayrı ebrulu, yani ebrulu akkase denen kağıt yapılmış olur. Hafif ebrulu kağıda zamkla yazı yazıp, koyu renkli tekneye tekrardan yaymak suretiyle, merhum Necmeddin Hoca akkaseyi yazılı ebruya da tatbik etmiştir. Ebruda akkase uygulaması eskiden kağıt yapıştırma usulü ile yapılırken daha sonra yazılı ebruda olduğu gibi arap zamkı kullanmak yoluna gidilmiştir.
     
Akkase ebru örneği, Mustafa Düzgünman eseri     




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder