4 Ağustos 2012 Cumartesi

Taksim Meydan Projesi

Genel seçimlerde seçim beyannamelerini sunarken sıralanan projelerden biriydi, Taksim Meydanı Projesi. O saate kadar hiç birimiz haberdar değildik. Bugün ise vücuda geldi ve Nazım İmar Planı Değişikliği Koruma Bölge Kurulu'nca onaylandı.

Çok yakında askıya çıkması bekleniyor. Planda, daha doğrusu projeyi gerçekleştirmek üzere yapılan değişiklikte neler olduğuna baktığımızda; Taksim Kışlası'nın, fonksiyonu avan projeye bırakılarak, ihyasının gerçekleştiği ve Taksim'de trafiğin yer altına alındığı görülüyor. Buna göre, Taksim Meydanı'na çıkan tüm yollar yer altına alınırken, Taksim Kışlası'nın yıkılması ile oluşan Taksim Gezisi yeniden Kışla olarak inşa ediliyor. Fakat bu kez hangi fonksiyon ile hizmete gireceği avan projeye bırakıldığından henüz belirsiz.
-->
Planda olmasa da yapılan açıklamalara göre, kışla bir kültür merkezi olacak. Kültür merkezi fonksiyonu ile hizmet verecek bir yapıdansa; yeşil alan olarak bırakılması ya da Emek Sineması, Devlet Tiyatroları Taksim Sahnesi gibi Beyoğlu'nda yitirilen kültür merkezleri ve Atatürk Kültür Merkezi gibi yapıların bu tesis yerine yaşatılması daha anlamlı olmaz mıydı?
Taksim aslında, Cumhuriyet tarihi boyunca siyasal simgelere ev sahipliği yapmış ya da yapması planlanmış bir meydan. Türk siyasi hayatındaki bütün nirengi noktaları, bir şekilde Taksim Meydanı'nda kendisine yer buldu. Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte İstanbul'un ilk heykellerinden biri burada konumlandı. Özellikle modernleşen ve yüzünü batıya dönen bir ülkenin en önemli simgelerinden biri Atatürk Kültür Merkezi bu meydana bakıyor.

Tabi ki Taksim Meydanı denince, Türkiye Emek Hareketi için önemini de unutmamak gerek. Özellikle kanlı 77 1 Mayıs'ı ve arkasından gerçekleşen 1 Mayıs etkinlikleri de Taksim Meydanında siyasetin başka bir yüzünü simgeliyor. Sonrasına baktığınız da 80 Askeri Darbesi ile neo liberal bir çizgide ilerlemek isteyen Türkiye'nin ilk küresel mekanı, Dünya Başkenti İstanbul'un teşhir alanı, bu meydan olarak tasarlanıyor. Bu tasarıda Dalan döneminin ünlü Tarlabaşı yıkımları ile amaçlanan, yine Taksim Meydanında dönemin hakim ideolojisi ve simgelerini oluşturmak.
Bir diğer kırılma noktası ise İstanbul yerel yönetiminde iktidarı Refah Partisi'nin alması ile yaşandı. O günlerde Taksim Gezi Parkına cami yapılması tartışması ile birlikte iktidarı devralan siyasi akım, yine simgesini Taksim Meydanına yerleştirmek istedi. Bu tartışmalar ile Dünya Başkentinden İslam Dünyasının Başkenti olma yönünde evrilen simgesel tartışma, yine kendini Taksim Meydanında olması planlanan bir yapı ile gösterme arayışına girdi.
Peki bugün ne oluyor? diye baktığımızda, Taksim Meydanı çevresinde dönen tartışmanın yine Ülkeye hakim olan siyasi ve ekonomik algının etrafında dolandığını görüyoruz. Bu kez simge değişmiş, fakat Taksim Meydanı'na bir imza atma isteği ortada. Simge kültür merkezi mi olur, alışveriş merkezi mi olur şu an net değil. Fakat küresel kent vizyonun her gün vurgulandığı, siyasetin ve ekonominin neo liberalizme tam adaptasyon gösterdiği bu dönem, bu simgesel projenin anlamını da açık ediyor.
Özellikle bu tartışma ardından gelen projenin sonuçları, kaygıları da beraberinde getiriyor. Taksim gibi kentin tek meydanı olan bir mekanda araç trafiğini azaltmak yerine, trafiği bu alana yönelmesi için teşvik edecek alt geçişleri inşa etmek, bir sorunu çözmektense büyütmeye aday bir potansiyel. İstanbul ulaşımı bize her zaman, ne kadar yol sunulursa o kadar trafik yaratıldığını gösterdi. Taksim Meydan projesinde de bu gerçeğin değişmesi beklenmiyor. Bölge bu projelerin gerçekleşmesi ile kent içi yoğun trafiğin geçiş noktalarından biri olmaya aday olacak. Doğaldır alt geçişler, getirdikleri yoğun araç taşıma kapasiteleri ile kent içi trafiğin kaçış noktaları haline gelecekler ve kent içi trafiğe hizmet vermeye başlayacaklar. Taksim gibi kent merkezlerinden araç trafiğini uzaklaştıralım derken, yeni bir trafik potansiyeli yaratacağız. Bir de bu projelerin İstanbul ulaşımı içinde ya da onu bırakalım, Beyoğlu çevresindeki ulaşım altyapısı içinde etüt çalışmaları yapıldı mı ve sonuçları test edildi mi? Bu sorulara da cevap bulmak zor.
Taksim Gezisi üzerinde inşa edilecek olan kışla yapısının yıkımı kadar, yeniden yapılmasının da bir o kadar hatalı olduğunu kabul etmek gerekiyor. Bir 19. yy yapısını, 21. yy teknolojisi ile yeniden yapmanın anlamına yönelik tartışmayı, mimar meslektaşlara bırakırsak; Şehircilik açısından, alanın bugün kent içinde üstlendiği rol ile geçmişi arasında kopan bağ nedeniyle anlamının değiştiği ve kentin önemli açık alanlarından biri haline geldiği ortada. Özellikle bugüne kadar meydan kimliğini kazanmak konusunda çok başarılı olamayan Taksim Meydanı'nın bu kimliği kazanmasında önemli bir potansiyel taşıyan alanın, yeni bir yapı ile işgali; Taksim Meydanı'nın meydan olma vasfını da tehdit edecektir. Çevresinde hali hazırda oldukça yoğun olan yapılaşma ile birlikte yeni gelecek yapı, meydan üzerinde baskıyı arttıracak ve meydan gelip geçilen bir alan olma dışında bir misyon edinemeyecektir.
Bu açıdan bakıldığında henüz rafa kaldırmak için çok genç olan, hatta yeni doğan 2009 onaylı Beyoğlu Koruma Amaçlı Nazım İmar Planları'nda olduğu gibi; metro çıkışı ve anıt arasında kalan yol ile otobüs duraklarının bulunduğu yolun kapatılması ve araçların ring yapmaya yöneltilmesi meydanı da ortaya çıkaracaktır. Bugün işlev açısından çok yoğun olan meydanda, işlev azaltmak ve İstiklal Caddesinden gelen yoğun yaya trafiğini Taksim Gezisi ile sonlandırmak, bizi hep özlenen meydan ile tanıştıracaktır.
İstiklal Caddesi yoğunluğunu kesintisiz Taksim Meydanı'nda toplamak ve buradan toplu taşıma hatlarına yönlendirmek önerisi, Taksim Meydanı için bir umut taşımamızı sağlarken, bu projeyi terk etmek oldukça düşündürücü. Hem araç trafiği, hem de yaya trafiği açısından mekanı rahatlatacak bu yönlü bir müdahale kararının, aynı idare tarafından 2 yıl içinde neden değiştirildiği ise gerçekten büyük bir soru işareti barındırıyor.
Her dönem siyasi tartışmaların ve onların izlerinin mekanı olan Taksim Meydanı'na yeni bir görünüm verilmek istendiği ortada. Ama bu yeni görünümün sonuçlarının ne olacağı, hem şehircilik açısından, hem de İstanbul'lular açısından kaygı verici görünüyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder